logo orta
logo sağ

MASAJIN ETKİLERİ

Masaj organizma üzerinde mekanik ve refleks olarak çeşitli etkiler meydana getirmektedir. Yapıldığı bölgede lokal etkiler oluşturduğu gibi sinir sistemi ve vücut sıvıları vasıtası ile tüm vücudu etkiler. Deriye, kaslara, kemiklere, eklem ve eklem çevresi yapılara, dolaşım sistemine, sinir sistemine, salgı bezlerine ve iç organlara etki ederek bu yapıların fonksiyonları üzerinde etkiler oluşturmaktadır. Masajın etkisi uygulandığı yapılara, kullanılan tekniklere ve uygulanan manipülasyonların derinliğine ve şiddetine göre farklılıklar gösterir.

 

 

Masajın Dolaşım Sistemi Üzerindeki Etkileri

Masaj, somatik visseral refleks ile kalp fonksiyonları üzerinde etki etmektedir. Dolaşım sistemi üzerinde mekanik ve refleks etkilere sahiptir. Mekanik etkisi yüzeyel venlerde gerçekleşir. Mekanik olarak damarları boşaltarak venöz dönüşe yardımcı olur. Fasyal kısıtlanmalar, adezyonlar gibi çevre dokulardan gelen baskı venlerdeki akımı yavaşlatabilir. Masaj ile bu dokuları serbestleştirilerek venler üzerindeki baskıyı ortadan kaldırılır. Venöz dönüş kolaylaşır. Venöz dönüş arttığında venöz basınç azalır ve arteriel dolaşım artar. Herhangi bir organ yada dokuda venöz dönüşün artışı ve bununla beraber arteriel akımın artışı ile faydalı etkiler oluşturmaktadır. Lokal etkisi periferde hiperemi olarak gözlemlenebilmektedir.

Yumuşak dokuların masaj ile uyarılması arteriollerin düz kasları üzerinde refleks etkiler meydana getirir. Damar hareketleri ( vazodilatasyon- vazokonstriksiyon) medulla olblogata da bulunan merkezler tarafından denetlenir. Buna vazomotor refleks denir. Somatik yüzeysel dokular masaj ile uyarıldığında bu iletiler afferent lifler ile merkezi sinir sistemine taşınır ve vazomotor refleks meydana gelir. Vazokonstriksiyonu vazodilatasyon takip eder. Masajın başlangıç aşamasında merkezi sinir sisteminin koruma mekanizması motor yanıt ile vazokonstriksiyon oluşturacaktır. Uygulama doğru yöntemler ile devam ediyor ise motor yanıt azalacak ve  vazodilatasyon meydana gelecektir. Çeşitli çalışmalar yüzeysel masaj tekniklerinin kan akımını önemli ölçüde artırmadığı, derin ve uyarıcı masaj tekniklerinin kan akımını hızlandırdığını göstermektedir.

Masajın dolaşım sistemi üzerine etkisinin bilimsel olarak incelenmesi ilk defa 1876 alman doktor Mosengil tarafından yapılmıştır. Ada tavşanının eklemlerine çin mürekkebi enjekte etmiş ve bir ekleme masaj uygulamıştır. Masaj uygulanan eklemdeki mürekkebin tamamen kaybolduğu, masaj yapılmayan eklemde ise mürekkebin bulunduğu görülmüştür. Masajın fizyolojik etkilerinin ilk kanıtı Mosengil’ in deney sonuçları olmuştur.

Başka bir çalışmada Alman doktor (F. Pick1907) masaj tekniklerinin venöz akım hızını nasıl etkilediğini incelemiştir. Efloraj uygulaması ile kan akışının hızlandığını, ancak uygulama biter bitmez akışın normale döndüğünü gözlemlemiştir. Fakat yoğun ve uyarıcı manipülasyonlarla uygulanan masajın ardından artan kan akışı etkisinin iki saat daha devam ettiği gözlemlenmiştir. Bunun sonucunda yüzeysel masaj tekniklerinin yalnızca mekanik olarak kan akışını artırdığını, yoğun ve derin uygulanan masaj tekniklerinin ise vazomotor refleks ile gerçekleştiğini belirtmiştir.

Masaj öncelikle periferik vazodilatasyonu teşvik etmek amacı ile yüzeysel manipülasyonlarla başlamalı ardından akson refleksini tetikleyecek derin ve uyarıcı manipülasyonlarla devam etmelidir.

Kan akımı hızı kanın viskositesi ilede ilişkilidir. Kan viskositesi yüksek ise bu durum kan akışını yavaşlatabilir. Kan akışı artırılırsa kanın viskositesi düşer. Bazı araştırmalar masajın kan viskositesinde düşüşe neden olduğunu göstermektedir.

Pasif germeninde vazodilatasyon üzerinde mekanik etkileri vardır. Histamin, bradikinin gibi vazoaktif maddelerin salınımı ile lokal ve genel vazodilatasyon sağlar.

Masaj lenf akımı üzerindede rol oynamaktadır. Venöz akım hızlandığında kapiller hidrostatik basınç düşerek lenf akım hızlanır ve ödem engellenir.

 

Masajın Kaslar Üzerindeki Etkileri

Kasların kasılıp gevşeyebilmeleri için gerekli enerji kaynağı ATP (Adenosine Triphosphate) parçalanması sonucunda açığa çıkar. Enerji gereksiniminde kasta depolanmış olan glikojen, glukoza parçalanır. Bunun sonucunda karbondioksit ve su açığa çıkar. Ortamda gerekli oksijen yok ise piruvik asit laktik asite çevrilir ve kasta yorgunluk meydana gelir. Biriken laktik ve piruvik asit nosiseptörleri uyararak ağrı algısına yol açar.

Bir çok ağrılı uyaran, lokal kas spazmları oluşturabilir. Bir kasın herhangi bir sebeple metabolizmasında oluşmuş bir aksama nedeni ile olası yırtılma ve kopma riskine karşı ağrılı ve kasılı durma halidir. Gerekli dolaşımın yeterli olması halinde bu durum ortadan kalkar. Sonuç olarak spazmlı kas için, gerek kendisine ait, gerekse kendi bölgesindeki diğer dokuların, oluşmuş ağrılı hallerinde korunma ve korunmaya destek amacı ile oluşturulan kas gerginliği açıklaması uygundur.

Şiddetli soğuma, kasın irrite edici herhangi bir faktörle uyarılması veya limitlerini aşan ani ve aşırı egzersiz, kasın metabolizmasında aksamaya, ağrı yada başka tipte bir duyu meydana getirir. Bu duyunun omuriliğe ulaşması ile kasta kasılmalara neden olur. Bu oluşmuş kasılmalar, bu duyunun daha da artmasına artmasına, bu da kasılma refleksinin artmasına neden olarak ilerler ve şiddetlenir. Başlangıçta bir irritasyonla başlamış olan kasılma birbirini tetikleyerek tam bir kasılmaya neden olmuştur.

Masaj kan ve lenf akımının drenajı ile metabolitlerin ve karbondioksitin kaslardan hızlıca uzaklaştırılmasını sağlayarak ağrı reseptörlerinin uyarımının azaltılmasını sağlar. Yorgun luktan sorumlu bu maddelerin hızlıca ortamdan uzaklaştırılması dokuların kendi otoregülasyonunu aktif hale getirmek için gerekli ortamı sağlamış olur.

Kas iğciği adı verilen proprioseptif reseptörler tarafından sağlanan, tam istirahat halinde iken bile belli oranda değişmeyen kas gerginliğine kas tonusu denir. Diğer bir deyişle kasın gerilmeye karşı gösterdiği pasif dirençtir. Bu direncin azalması hipotoni, artması ise hipertoni olarak adlandırılır. Kas tonusu miyotatik refleks ile sağlanır.

Masaj kas tonusu üzerinde kas iğcikleri vasıtası ile refleks etkiler meydana getirmektedir. Kuvvetli bir petrisaj hareketi kas iğciklerinde gerilme meydana getirir. Kas iğciklerinde bulunan duyu sinirleri uyarılır. Miyotatik refleks arkı üzerinden ön boynuz hücrelerine aktarılan sinyaller kas tonusunda değişikliklere yol açarlar. Hipotonik kasların tonusu artırılabilir, hipertonik kasların tonusu azaltılabilir. Ancak bu etkilerin ortaya çıkabilmesi uygulanan manipülasyonların türüne ve derinliğine bağlıdır.

 

Masajın İç Organlar Üzerindeki Etkileri

Masaj, iç organlar üzerinde mekanik ve refleks etkiler meydana getirir. Vegetatif sinir sistemine yapılan uyarılar omurilikte aynı segmenti paylaşan iç organların vegetatif sistemine ulaşarak onların dolaşımları ve fonksiyonlarına etki eder. Bu masajın segmental etkisidir. Vegetatif merkezlerin hipofiz ile fonksiyonel ilişkisi bakımından endokrin sistemde bu uyarılardan etkilenir.

N. Vagus, kafatasını jagular foramenden terkeden ve kalınbarsağa kadar uzanan en büyük parasempatik sinirdir. Göğüs ve karın boşluğu organlarının parasempatik innervasyonunu sağlar. Masajın periferik afferent lifler yoluyla vagus sinirini uyardığı ileri sürülmektedir. Bu uyarımın sonucunda gastrointestinal aktivite artışı, kalp ve solunum hızında yavaşlama, stresin azalması gibi durumlar ortaya çıkmaktadır. Vagus siniri parasempatik aktivasyonu sindirim faaliyetlerini artırır. Bunun yanısıra barsak içeriğinin manuel olarak ileri doğru hareketi ile gerçekleştirirlebilir. Barsaklar üzerinde uygulanan manipülasyonlar mekanik stimülasyon refleks yanıt ile peristaltik hareketleri artırarak dışkının boşaltılmasını sağlar. Bu sayede konstipasyonu önler ve giderir. Gazların çözülmesini sağlar. Uzun süreli yatak istirahatindeki hastalarda hareketsizliğe bağlı kabızlık ve gaz, bebeklerde oluşan gaz gibi problemlerde masajın bu etkisinden faydalanılır.

Perküsyon, vibrasyon ve shaking gibi manipülasyonlar mukusun broşlardan çözülüp taşınmasını sağlar. Bu sayede postürel drenajda oldukça faydalanılır.

 

Masajın Deri Üzerindeki Etkileri

Vücut yüzeyini kaplayan en üst katman, deri ve deri altı bağ ve yağ dokularından oluşmaktadır. Bu dokulara ait arterler, venler, lenf damarları ve sinirler bağ dokusu ile birbirine bağlanırlar. Sağlıklı bir insanda bu yapılar oldukça esnektir ve dermal tabakalar birbiri üzerinde rahatça hareket ederler. Yumuşak doku manipülasyonları sırasında tutulup kaldırıldıklarında acı oluşturmazlar.

Deri, konumu ve yapısı gereği masaj uygulamalarında doğrudan ulaşılabilen ve kolayca etki oluşturulabilen bir organdır. Bütün manipülasyonlara kolayca cevap verir. Masaj sırasında oluşan etkilerden en bariz ve gözle görülebilir etkisi kapiller dilotasyonu ile oluşan hiperemidir. Derinin dolaşımının artması ile beslenmesi sağlanır. Sebase bezleri derinin yumuşaması, enfeksiyonlara karşı savunulması için sebum salgılayan bezlerdir. Masaj sebase bezlerinin ve ter bezlerinin fonksiyonlarına katkıda bulunur. Dermal tabakaların mobilizasyonu ile adezyonlar önlenir, mevcut adezyonlar açılır ve dermal tabakalar birbiri üzerinde rahatça hareket ederler. Derinin elastikiyeti sağlanır. Doğru zamanda ve doğru tekniklerle uygulanan masaj kolajen liflere etki ederek skar dokusunu gevşetir ve alttaki dokulara yapışmasını önler. Yatak yaralarının oluşmasını engeller.

 

 

Prof. Dr. Ahmet Hamdi Turgut Masaj Okulu

Masaj Kursu Yetkilisi

Feza Karabulut

 

Bu sitede yer alan tüm yazılı ve görsel materyaller masajokulu.com sitesine ve site sahibine aittir. copyright © 2017 - 2017